Please wait…

 
Select a verse to play
Turkish - Elmalili Hamdi Yazir - 1
Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çikarmayin." denildiginde: "Biz ancak islah edicileriz." derler. ﴾11﴿ Iyi bilin ki, onlar ortaligi bozanlarin ta kendileridir, fakat anlamazlar. ﴾12﴿ Onlara: "Insanlarin (müslümanlarin) inandigi gibi inanin." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandigi gibi mi inanacagiz?" derler. Iyi bilin ki, asil beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. ﴾13﴿ Onlar iman edenlere rastladiklari zaman: "Inandik" derler. Fakat seytanlariyle yalniz kaldiklari zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler. ﴾14﴿ (Asil) Allah onlarla alay eder ve taskinliklari içinde serserice dolasmalarina mühlet verir. ﴾15﴿ Iste onlar o kimselerdir ki, hidayet karsiliginda sapikligi satin aldilar da, ticaretleri kâr etmedi, dogru yolu da bulamadilar. ﴾16﴿ Onlarin durumu, bir ates yakanin durumu gibidir. (Ates) çevresini aydinlatir aydinlatmaz Allah onlarin (gözlerinin) nurlarini giderdi ve onlari karanliklar içinde birakti, artik görmezler. ﴾17﴿ (Onlar) sagirdirlar, dilsizdirler, kördürler. Artik (hakka) dönmezler. ﴾18﴿ Yahut (onlarin durumu), gökten bosanan, içinde karanliklar, gök gürlemesi ve simsek(ler) bulunan bir yagmur(a tutulmusun hali) gibidir. Yildirimlardan ölmek korkusuyla parmaklarini kulaklarina tikarlar. Oysa Allah, inkârcilari tamamen kusatmistir. ﴾19﴿ O simsek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapiverecek. Önlerini aydinlattimi isiginda yürürler, karanlik üzerlerine çöktümü de dikilip kalirlar. Allah dilemis olsaydi isitmelerini, görmelerini de aliverirdi. Süphesiz Allah her seye kâdirdir. ﴾20﴿
Al-Baqara

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ﴿۱۱﴾ أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿۱۲﴾ وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُوا كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُوا أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاءُ ۗ أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ وَلَٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿۱۳﴾ وَإِذَا لَقُوا الَّذِينَ آمَنُوا قَالُوا آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا إِلَىٰ شَيَاطِينِهِمْ قَالُوا إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ ﴿۱۴﴾ اللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ﴿۱۵﴾ أُولَٰئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ ﴿۱۶﴾ مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّا أَضَاءَتْ مَا حَوْلَهُ ذَهَبَ اللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِي ظُلُمَاتٍ لَا يُبْصِرُونَ ﴿۱۷﴾ صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ ﴿۱۸﴾ أَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَاءِ فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ ۚ وَاللَّهُ مُحِيطٌ بِالْكَافِرِينَ ﴿۱۹﴾ يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَارَهُمْ ےۖ كُلَّمَا أَضَاءَ لَهُمْ مَشَوْا فِيهِ وَإِذَا أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا ۚ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَارِهِمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿۲۰﴾